Bu Blogda Ara

Denver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Denver etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Haziran 2015 Salı

MACERA DOLU AMERIKA - 4. GUN

4. GUN

Gezimizin 4. Gunune Denver’de basladik. Ilk duragimiz ‘Cathedral Basilica of the Immaculate Concenption’ oldu. Sabah saatlerinde ugradigimiz hac seklinde yapilmis bu katolik klisesi oldukca etkileyici ic dizayn, heykeller ve vitraylarla suslenmis. Katheralin onu bircok evsiz insanlar tarafindan mesken tutulmus, bu durum bize cami onundeki dilencileri hatirlatmadi degil. Iklim olarak oldukca sicak olan Denver’de bu kadar fazla sayida disarida kalan insanin olmasina da sasirmamak lazim sanirim.

Denver’deki ikinci duragimiz ise ‘Civic Center’ oldu. Burasi sehir icin onemli binalara yakin olan ve icerisinde heykeller, anitlar ve mesire yerleri iceren bir alan. Bir tarafinda belediye sarayi, diger tarafinda kutuphane bulunan bu park oldukca simetrik bir yapiya sahip. Parkin orta yerinde durdugunuzda, dondugunuz her ana yonde buyuk ve onemli bir yapi gorebilmeniz mumkun. Park hakkinda evsizlere barinak olusturdugu konusunda olumsuz elistiriler olsada, bu duruma dikkat cekmek icin de calismalar baslatilmis. Bugunku ziyaretimiz sirasinda bircok ogrenci grubu ile de karsilastik ve parkin egitim amacli olarak da hizmet verdigini gorduk.


Civic Center’dan ayrildiktan sonra, 16. Cadde (16thStreet Mall)’e giderek hem ogle yemegimizi yedik, hem de sehir hakkinda birkac magnet ve pin aldik. Sonrasinda ver elini Salt Lake City…

Denver’den Salt Lake City’e olan yolculugumuz yaklasik 7 bucuk saat surdu. Amerikanin nufusu en az eyaleti olan Wyoming’ten gecen yolumuz uzerinde ucsuz bucaksiz arazilerden gecip, boga surulerine selam verdik. Ceylan ve geyiklere de el salladik. Siddetli ruzgarlari oldugunu dusundugumuz bu eyalette yol boyunca ruzgara karsi dikkatli olmamiz gerektigini gosteren tabelalarla karsilastik. Yolumuzun uzerinde duraklarin en buyugu olan ve kamyoncular tarafindan oldukca ragbet goren Rock Springs’te yemek molasi verdik. Bu eyaleti gecerken dogal yasami ve doga manzarasinin tadini cikarmis olmamiza ragmen boyle issiz bir yerde yasamadigimiz icin de sukurler ettik. Yemek molasi verdigimiz sirada disarida kum firtinasi vardi, garson kiza bu durumun her zaman mi oldugunu sordugumuzda ise o bolgenin surekli ruzgarli oldugunu ve sonunda yaz geldigini soyleyerek gulumsedi. Bunun uzerine kendi yasamimiz icin ettigimiz sukurlere yenilerini ekledik.


Wyoming’ten Utah’a dogru gecerken gordugumuz yesillikler artti ve bitki ortusu yukselmeye basladi, tekrar agaclar gorebildik. Derin vadi ve kanyonlardan gecip, iki gecemizi gecirmeyi planladigimiz universite (University of Utah) misafirhanesine dogru yol alirken kipkizil bir gunes bizimle birlikteydi.
  

1 Haziran 2015 Pazartesi

MACERA DOLU AMERIKA - 3. GUN

3. GUN

3. gunumuz Manitou Springs’te bulunan Cottage tarzindaki motel’de basladi. Cottage Moteller ozellikle genis ailelerin kalabilmeleri icin tasarlanmis, ev tarzinda yapilardan olusuyor, fiyatlari da oldukca uygun. Kahvaltimizi motelde yaptiktan ve hotel gorevlisinden de gun planlamamiz icin gerekli bilgileri aldiktan sonra ‘Garden of the Gods’ a dogru yola koyulduk. 20 dk surecek olan yolumuzun daha ilk 10 dakikasinda buyuk kirmizi kayaliklari gorduk ve elbette heyecanimiz artti. Almis oldugumuz adres bizi direk olarak Garden of the God’s Visitor Center’a goturdu. Burasi da turistler, gezginler ve kaya tirmaniscilari icin oldukca yararli bilgiler bulabileceginiz, dogal park hakkinda ayrintili bilgi ve dokumanlara ulasabileceginiz guzel bir merkez. Ayni zamanda bu merkezden de harika fotograflar yakalayabilmeniz mumkun. Visitor Center’da biraz oyalandiktan sonra Tanrilarin Bahcesine dogru arabamizi yonelttik. Tum bahceyi araba ile gezebilir, dilerseniz park yerlerinde durup yuruyus parkurlarinda gezerek fotograflar cekebilirsiniz. Biz olabildigince cok park yerinde durarak, gorduklerimizi fotograflamayi ve bu dogal guzelliklerinin tadini cikarmayi tercih ettik.



Oglene dogru Tanrilarin bahcesinden ayrilarak yonumuzu 'Old Colorado City’ye cevirdik. Burasi acikan karnimizi doyurmak icin uygun bir mekan. Old Colorado City esnaflardan olusan alis veris magazalari, restoranlari, kucuk eglence merkezleri ve kafeleri ile kucuk ve sevimli bir bolge. Burada bahceli bir yerde ogle yemegimizi yiyip, hos sohbet garson hanimla lafladik. Sonrasinda da etrafta dolarak benim koleksiyonum icin magnet ve Onur icin pin aldik.

Bir sonraki duragimiz ise 'Pikes Peak' oldu. Pikes Peak’e cikan yola sapmadan once kucuk bir kahve dukkanina ugrayarak bizi gunun geri kalan kisminda zinde tutacak olan kahvelerimizi de alip yola koyulduk. Pikes Peak’e cikabilmek icin kisi basina 12$ odenmesi gerekiyor, ve hava sartlarina bagli olarak zirveye cikabilmek mumkun olmayabiliyor. Bugun giriste bize 19 mil'lik yolun sadece ilk 16 mil’lik kismina kadar olan bolumunun acik oldugu soylendi, fakat sonrasinda sonuna kadar cikabildik. Ancak, son 3 mil’lik kisimda dolu yagisi ile karsilastik. Tek yonlu, dar ve virajli yollarda dolu ile karsilasmis olmaktan dolayi cok mutlu oldugumu soyleyemeyecegim. Yine de, yol boyunca gormus oldugumuz manzaralar ve cekmis oldugumuz fotograflar bunlarin hepsine degdi. Zirveye yaklasan her donemecte nefes kesen bir manzara ile karsilasmis olmamizdi sanirim bizi zirveye ulasmaya iteleyen kuvvet. Zirvede dolu sebebiyle arabamizdan cikmamiza izin verilmedi. Donus yolunda da park yerlerine ugrayarak ve manzaranin tadina vararak asagiya indik. Asagiya dogru indikce gunes tekrar yuzunu gosterdi ve biz tekrar isindik.




Pikes Peak’ten sonra 'Colorado Springs’e gecip aksam yemegimizi yedik. Onur’un tecrubelerine gore Colorado Springs’li ascilar et konusunda Kansas City’den daha maharetli. Karnimizi doyuduktan sonra, 1 saatlik bir yolculuk yaparak Denver’e ulasip, yarinki uzun yolculugumuz icin istiharete cekildik.

Birde bugun harika panoramic cektik, onlardan bazilari: